Bugün Sarıkamış…
Takvim yapraklarında sıradan bir gün gibi durur belki ama bu toprakların hafızasında beyaza bürünmüş bir matemdir Sarıkamış.
Silah sesleriyle değil,
Düşmanla değil,
Tipiyle, ayazla, ihmal ile verilen bir mücadeledir orası.
Allahuekber Dağları’nda şehit olan on binlerce Mehmetçik,
Bir cephede değil,
Bir milletin kader çizgisinde can vermiştir.
Onlar donarak ölmediler;
Vazgeçmeyerek öldüler.
Emre itaatsizlik etmeden,
Geri dönmeyi düşünmeden…
Bugün Sarıkamış’ı anarken, mesele yalnızca geçmişi hatırlamak değildir.
Asıl mesele, aynı hataları tekrar etmemektir.
⸻
Peki Isparta bu hikâyenin neresinde?
Isparta,
Cepheye en çok asker gönderen Anadolu şehirlerinden biridir.
Sarıkamış’a giden o askerlerin bir kısmı da
Bu topraklardan,
Bu yaylalardan,
Bu evlerden çıktı.
Belki Eğirdir’den yürüdü bir Mehmet,
Belki Senirkent’ten, Yalvaç’tan, Keçiborlu’dan.
Arkasında bir ana,
Bir nişanlı,
Bir yarım kalmış hayat bırakarak…
Bugün Isparta sokaklarında yürürken,
Bir şehit ismi taşıyan cadde görüyorsak,
Bir okulun, bir parkın duvarında bir levha varsa,
Bilmeliyiz ki Sarıkamış yalnızca Kars’ta değildir.
Sarıkamış, Anadolu’nun her şehrindedir.
⸻
Asıl soru şudur:
Biz bugün bu fedakârlığı
Sadece törenlerle mi anıyoruz,
Yoksa anlayarak mı?
Gençlerimize tarihi yalnızca zaferlerle mi anlatıyoruz,
Yoksa hatalarla birlikte mi?
Sarıkamış bize şunu öğretir:
Cesaret kadar akıl,
İman kadar sorumluluk,
Fedakârlık kadar basiret de gerekir.
⸻
Bugün Sarıkamış Şehitleri’ni anarken,
Isparta’dan Allahuekber Dağları’na uzanan o sessiz yürüyüşü düşünelim.
Ve şunu unutmayalım:
Şehitler donarak değil,
Unutuldukları gün ölürler.
Ruhları şad olsun.
Bu milletin omuzlarında,
Ebediyen…

